Kostum, dinledim: Nike Free Flyknit, TED

Gecen sene Nike’nin degisik bir teknoloji ile yapilan ayakkabisini almistim. Flyknit diye guzel bir isim koymuslardi adini. Tabani cok rahat ve hafif, tekstil kismini da komple ormusler. Dikis izleri yok ya da cok iyi saklanmis. Antalya’yi o ayakkabilarla kostum ve daha sonraki kosularimi. Her ne kadar dizim sakatlandigindan bu yana uzun mesafe kosmamaya dikkat etsem de, kisa mesafe de olsa cok rahat ettim ayakkabilarda. Son seyahatimde de bu ayakkabilarin yeni cikan versiyonunu aldim. “Free Flyknit”. Barefoot running kategorisinde olan bu ayakkabinin tabanini gorunce aklimdan gecirmistim. “Allah allah, nasil ciplak ayak ile kosuyormussun etkisi veriyor. Bayagi bir tabani var altta” diye.

Tum dusunceler kafamda, basladim yurumeye.

20130907-142050.jpg
Yurumeden once bile ayaginizda kaldigi anda hakikaten bir eldiven gibi ayaginizi kavriyor. Isterseniz corapla, isterseniz de corapsiz kullanabiliyorsunuz. Ben ilk heyecan corapsiz giydim ve bir sure sonra ayagimin ortasini o kadar siki kavradi ki uyusmus gibi hissettim ama yurumeye baslayinca problem kalmadi. Cok hafif,cok rahat keyifle yuruyorum. Giderek tempomu arttirdim. Kosma temposuna geldiginde hissettiginiz duygu cok farkli. Bir kere ayakta corap olmayinca sanki sadece basparmagin altinda bir destek var diger parmaklarin boslukta ucuyor gibi hissediyorsun. Tum parmaklarin serbest ve havada. Cok degisik, guzel bir duygu. Onlari yere indireyim dediginde ise balerin gibi once parmak uclarini yere indiriyorsun. Seni ister istemez dogru olan, dogal olan sekli ile kosmaya itiyor ve bunu yapmakta zorlanmiyorsun. Icinden zaten o sekilde yapmak geliyor. Ilk deneyim cok iyiydi. Tek dezavantaji her guzel ayakkabida oldugu gibi sanki azicik ayagimi vurdu:) ilkti, gecer!

***Kardeşimden Runners World web sitesinde yayınlanan çok güzel bir ayakkabı seçme kılavuzu linki geldi. Merak ederseniz burada. Kuskusuz ki her ayakkabı her ayaga uygun olmuyor. Ben yenilikleri denemek isteyen biri olduğumdan grafiğin sağ tarafında yer alıyorum. Siz hangi tarafında yer alıyorsunuz acaba?*** Bu aradan sonra post a devam…

Yuruken/kosarken genelde iki, uc tane Ted konusmasi dinlerim.

20130907-142136.jpg
Maraton konulu bir konusmayi ilk sayfada gorunce hic tereddutsuz bastim. Lubnanli bir kadin nasil Beyrut’a maratonu getirdigini ve bunun aslinda ne demek oldugunu anlatiyor. Savas’a cok yakin oldugumuzu hissettigim bu gunlerde cok onemli bir konusma. Sporun nasil da engelleri astigina dair cok etkili bir gercek olay. Gozlerim doldu, gururlandim(niyeyse), tuylerim diken diken oldu. Izlemek isteyenler icin linki burada.
May El-Khalil: Making peace is a marathon

Bu guzel konusmadan sonra biraz dursam, sindirsem dedim ama beynim durmaya ayarlanmamis oldugundan bir tane daha, hadi diyen ic sesim ile ikinci bir konusma actim. Uyku uzerine fevkalade guzel bir konusma cikti o da. Yaklasik bes senedir, deliksiz gece uykusu uyudugum gunler sayili. Bununla ilintili olarak daha cok unutur oldum herseyi ve genelde suclama isini de uyumayisima verdim. Hatta soyle bir magnet aldim kendime. ” Once I had a mind, now I have two small children” bir zamanlae aklim vardi, simdi ise iki kucuk cocugum var:) Yine de kendi kendime Sedef bahane buluyorsun daha cok zorla kendini derdim. Hafiza ile ilgili kitaplar, B vitaminleri, sonuc eser miktarda gelisme:) Ama bu konusma ile ogrendim ki dogruymus soylediklerim. Lutfen herkes bu konusmayi dinlesin. Cok uyuyun demiyor, yeterince uyuyun diyor.

Russell Foster: Why do we sleep?

Baska bir Ted konusmasinda bulusmak dilegiyle…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s